Çocuklarda ideal uyku

Yorum bırak

Uyku problemlerinin, en yaygın olanlarını kısaca dört gruba ayırarak inceleyebiliriz. Eski zamanlardan, günümüze kadar gelen en yaygın uyku problemlerinden birisi, gece uykuya dalma ve gece uyku esnasında uyanıp, tekrar uyuyamama problemi yaşamaktır. İkinci olarak, uyku süresinin uzaması ile gün içerisinde uyku halleri ile ortaya çıkan problemlerdir. Üçüncü olarak ise, uyku saati ile yaşanan sorunlar yer alır. Halk arasında, ‘Akşam yatmaz, sabah kalkmaz.’ tabiri de kullanılan, gece geç yatma ve sabah geç kalkma sorunudur. Aynı şekilde, erken yatma ve sabaha karşı kalkma problemleri bulunur. Son olarak, diğer hastalıklara bağlı ortaya çıkan uyku problemleridir. Baş ağrısı, diş ağrısı, kalp, böbrek, psikolojik hastalıklar sonucu uykusuzluk ortaya çıkabilir.

İdeal uyku nasıl olmalıdır?

Kişinin, dinlendirici bir uyku süresi geçirebilmesi için uyku süresinin yeterli olması ve uyku kalitesinin iyi olması gerekmektedir. Her insanın, uyku saati genetik olarak belirlenmiştir. Bazı insanlar 3 saat uyurken, bazı insanların 7 saat uyuduğu bilinmektedir. Buna istinaden, kişi kendi ihtiyacına göre uyumalıdır. Uykunun süresi kalıtsal olarak belirlenmiş olsa bile, hastalıklar ve yaşam tarzları ile uykunun kalitesinde ve zamanında değişimler olabiliyor. İdeal bir uyku süresi geçirmek için yattığımız yerin, yastığımızın, uyku süremizin ve uyku süresi içinde rahat olabilmemizin uykunun kalitesini arttırdığını söylemek mümkündür.

Uyurgezerlik, nasıl görünür?

Uyurgezerlik, genelde gelişim çağındaki çocuklarda sıkça rastlanan bir durumdur. Küçük çocuklarda normal gelişim süreci içerisinde görülen, genel olarak da zararsız bir hastalıktır. Hemen hemen her çocuk, belli dönemler içerisinde yatağından kalkıp gezmiş, uyku sırasında yemek yemiş veya değişik hareketler sergilemişlerdir. Yani çocuk gündüz sergilemiş olduğu normal davranışları, gece sergilediği zaman tuhaf görünen hastalıklardır.

Uyurgezerlik tedavi edilebilir mi?
Küçük çocuklarda görünen uyurgezerlik, tedavi gerektirmez. Aileler için sakinleştirici ve açıklayıcı bir anlatım sağlanarak, çocuklarına verilen güven ile birlikte zaman içerisinde geçebilen bir hastalıktır. Yalnız, uyurgezer hastası olan kişi kendisine ve çevresine zarar verecek boyuta ulaşmış ise tedavi edilmesi gerekmektedir.

Tedavisi için, uyku bozuklukları uzmanları ve nöroloji bölümlerine gidilebilinir. İlaç tedavisi ile çoğul olarak, olumlu sonuç alındığı söylenebilir. Ancak, kişilerde yerleşmiş psikolojik sıkıntılar varsa psikolog yardımı ile alınan tedavinin, birlikte yürütülmesinde uyurgezerlik tedavi edilebilir.

Bedtime

Ana Kucağı Satın Alma Rehberi

Yorum bırak

Ana Kucağı

Anne adayları bebeklerini karınlarında büyük sıkıntılar ile birlikte uzun zaman boyunca taşımaktadırlar. Çocuklarının olacağını öğrenen anne ve babalar, o ilk günden itibaren çocuklarının daha iyi bir ortamda büyüyebilmeleri için geniş bir alışveriş yapmaktadırlar. Bu alışveriş içerisinde ise genellikle çocuklarının rahatlığı ön planda tutulmaktadır.

Ana Kucağı

Annelerin bebeklerini doğurduktan sonra hayatlarına ara vermeden devam edebilmeleri için piyasada oldukça çeşitli ürünler bulunmaktadır. Eski zamanlarda bebekler uyurken annelerin işlerini yapmaları ya da dışarı çıkarken korumasız bir şekilde sadece kucakta taşımaları son derece zor ve de yorucu olmaktaydı. Fakat günümüz koşullarında bu durum tamamen ortadan kalkmış ve anne adaylarına büyük rahatlıklar sağlanmıştır. Son yıllarda büyük bir rağbet gören ana kucağı, anne adayları tarafından oldukça yoğun bir talep görmektedir.

Continue reading »

Çocuğunuzla Tatile Çıkmak

Yorum bırak

tatilcocuk

Tatil yeri ve otel seçimlerinde çocukların etkisi oldukça fazladır. Gidilecek yerin, küçük çocukla tatile uyumu ve etkinlikleri önemlidir. Otellerde, çocuklar için özel alanların bulunması ve çocuklara özel etkinliklerin yapılması büyük avantajdır. Aile, tatil süresi içersinde biraz olsun nefes alabilmek ve dinlenmek ister. Bebekle tatil yapmak içinde aynı durum geçerlidir.

Tatil yeri seçimlerinde;
Tatil yeri seçimlerinde ilk olarak çocuğumuza uygun iklim koşulları olan yerler tercih edilmelidir. Ayrıca tatil bölgesi seçimlerinde, deniz suyunun sıcaklığı, sahil ortamının kum veya taşlı alan olması gibi durumlar da önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü, sahil yüzeyinin çocuk için bir problem olmaması gerekiyor. Genel olarakta sahili kum olan alanlar, tercih sıralamasında ilk sıradadırlar. Bunun yanısıra, çocuğumuzda herhangi bir alerjik reaksiyon var ise bunu da göz önünde bulundurmanızda ve çocuğun çeşitli bitki ve kokulara karşı alerjisinin nüksedebileceği ortamlardan da ayrıca uzak durulmalıdır. (Tatilinizi bir hastane odasında geçirmek istemezsiniz değil mi?)

Otel seçimlerinde;
Otel seçimlerinde, dinlenebilmek ve biraz rahatlayabilmek için ilk olarak çocuklara yönelik yerler seçilmektedir. Otellerde yemek menüleri, çocuk bakıcılarının bulunması halinde ebeveynler kendilerine zaman ayırabiliyor. Bu nedenle ebeveynler, genel olarak tatil yerlerini ve otel seçimlerinde bu özellikleri göz önünde bulundurarak tercih yapıyor. Otel seçimlerinde fiyat aralığına da oldukça dikkat ediliyor. Bazı otellerde 0-6 yaş, bazılarında ise 0-12 yaşlar arasındaki çocuklar ücretsiz konaklama yapabiliyor. Tatil yerlerini, çocuklu ailelerde genel olarak anne belirliyor. Ailenin aradığı otel seçimlerinde, çocuklar için bakıcı servisi, çocuklar için özel alan ve aktiviteler, güvenlik önemli iken, sağlık koşulları ve hijyen de göz ardı edilmiyor. Otelin yemek menülerinin de çocuklar için önemi büyüktür. Bu nedenle otellerdeki menülerde, çocukların yiyebileceği besinlerin, sağlıklı olup olmadığının da düşünülmesi gereklidir.

Unutmayın küçük çocukla tatil her ne kadar zor ve stresli gibi gelsede, biraz araştırma ile bunu tersine çevirmeniz bebeğinizle bile tatilden keyif alabilmeniz mümkün. Öncelikle bu olumsuz düşüncesi kafanızdan silerek yola çıkmanız en önemlisi. Çocuğumuzun her döneminde onunla keyifli anlar yaşamak çokta zor değil.

Ailede Sağlıklı İletişim

Yorum bırak

İletişim, kişilerin birbirlerini anlamaları için ve anlatmak istediklerini çeşitli yol ve yöntemlerle birbirlerine aktarmasıdır. İletişim, hayatımızın her anında kullanılır. Devamlı birşeyler anlatmak ve anlamak durumundayız. Ayrıca haberleşerek, olası durumları da birbirimize aktarabiliriz. Eşimiz, çocuğumuz, tanıdık, tanımadık hatta yaşayan her canlı ile iletişim içersindeyiz. İletişim evimizde başlar. En çok zaman geçirdiğimiz yer evimizdir. Evimizde herhangi bir iletişim sorunu var ise bu hem çocuklarımızı, hem de evliliğimizi riske atar.
Evimizde sağlıklı bir iletişim için neler yapılmalıdır?

Ailemizde sağlıklı bir iletişim için öncelikle her bireyin değerli olduğunu ve her bireye saygı duyulması gerektiğini unutmamamız gerekiyor. İletişimin ilk ve en önemli adımı budur. Her bireye değerli olduğunu hissettirmemiz ve onları önemsediğimizi bilmeleri iletişimimizi güçlendirir.

Anne ve babanın çocukları üzerindeki iletişiminde ise çok ince bir ayrıntı vardır. Çocuğu cok övmek veya aşşağılamak, birbirimizi anlamamızı zorlaştırır ve çocuğumuzda yalnış düşüncelere yol açar. Daha fazla beklenti ve daha az sevildiğini hisseder. Birbirimizi anlayabilmemiz için empati yapmalı ve karşımızdaki kişinin nasıl hissettiğini, neler söylemek istediğini, neler duymak istediğini az da olsa tahmin edebilmeli ve onu kırıp, incitmeden diyolog kurmamız gerekmektedir. Konuşmaya karşımızdakini anladıktan sonra başlamamız, onun düşüncelerine ve fikirlerine saygı duymamız, sağlıklı ve sorunsuz bir iletişimi beraberinde getirir.

Ev içerisinde aile bir bütün olabilmelidir. Üç odalı bir evde, üç kişilik aile yaşıyor ve her birisi bir odada bulunuyor ise evde iletişim kopukluğu vardır. Evimiz, bizim ailemiz ile birlikte güzel ve kaliteli zamanlar geçirdiğimiz, dinlemek ve rahat bir nefes alacağımız tek ortamdır. Karşımızdaki ile konuşurken onu dinlemeyi de bilmeli ve ses tonu korunarak sakin bir şekilde konuşmaya başlanmalıdır. Konuşurken göz teması kurulması, keskin bir dil kullanılması ve anlaşılır, net cümleler kullanılması karşımızdakinin bizi daha iyi anlamasına ve ne kadar kararlı olduğumuzun farkına varmasına yardımcı olur.

Aile içerisinde sağlıklı iletişimler, çocuklarımız için sağlıklı bir gelecek demektir. İletişimimiz ne kadar iyi ve sağlam olursa, çocuklarımızın ruhsal durumu da o kadar iyi olacaktır. Çocuk piskolojisinde, küçük yaşta söylenen her söz, yıllar geçse bile akılda kalmaktadır. İlerisi için ise çocuk duyduğu kelimeler ve yetiştirilme tarzına göre şekillenir. Gelecek olan yeni nesillere ise aynı piskoloji içerisinde iletişime geçer.

ÇocuklardaCom

Yeni Doğan Bebeklerde Saç Bakımı

Yorum bırak

Yeni Doğan Bebeklerde Saç Bakımı

Bebeklerin kimi oldukça gür bir saçla doğarken kimi bebekler de saçsız ya da çok az bir saçla dünyaya gelir. Yenidoğan bebeklerin saçları oldukça ince telli ve seyrektir. Yaklaşık olarak dört aylık olana kadar, tüm bebekler doğumda var olan saçlarını kaybeder. Bu saç dökülmeleri kimi bebeklerde çok hızlı, kimilerinde daha yavaştır.  Dökülen saçların yerine gelen saç telleri, doğumdaki saçlardan yapı ya da renk olarak farklılık gösterir. Bebeklerin saç telleri ve kafa derileri oldukça ince ve narin bir yapıya sahip olduğu için bebeğin saç temizliği hassas bir şekilde yapılmalıdır.

sacbakimi

Çocuğun Saçları nasıl yıkanmalıdır?
Bebeğin saçları ve kafa derisi,  tüm vücut yıkandıktan sonra bebe şampuanı ile ve ılık suyla şampuanlanmalıdır. Bebeğin kafa derisinin bir kez şampuanlanması yeterlidir. Banyo sonrası bebeğin başı ve saçları hiç vakit kaybetmeden mutlaka kurulanmalı,  kurulama işleminde havlu çok hassas hareketlerle kullanılmalı ve makine uzaktan tutulmalıdır. Kurulandıktan sonra bebeğin saçları bebekler için tasarlanmış, hassas bir fırça yardımı ile taranabilir.

Çocuklarda Konaklara karşı ne yapılabilir?
Bebeklerin saçlı derisinde  oluşan kepekklenmeler son derece doğaldır. Bu kepeklenme sarı ve yağlı görünümde olmaktadır.  ‘Konak’ adı verilen bu kepekler, bebeğin hassas derisine zarar verici hareketlerle temizlenmeye ya da kopartılmaya çalışılmamalıdır. Konaklar, bebeği her hangi bir şekilde rahatsız etmez ve bebeğin kafa derisini kaşındırmaz. Bu sebeple bebeğin saçlarının yenidoğan fırçaları ile taranması ve bebeklerin ara ara banyo yaptırılması yeterlidir.  Konaklı  deriye, pamuk yardımıyla çok az zeytinyağı bastırıp bir saat beklettikten sonra bebeğinizi yıkamak da etkili bir çözümdür.

ÇocuklardaCom

Çocuklarda Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır

Yorum bırak

Çocuklar da öfke kontrolü günümüzde en sık rastlanan sorunların başında gelmektedir. Sokakta, pazarda, çarşıda muhakkak annesinin elinde avaz avaz bağıran çocuklarla karsilasmissinizdir.Çocuklar belli dönemlerde ve belli zamanlarda öfke krizi diye tabir edebileceğimiz nöbetler getirmektedir.Ofke krizi diye tabir edilen nöbetleri her çocuk muhakkak yaşamaktadır. Bebeklik dönemin de 1-4 yaş arası baş kaldırı donemi diye söylenmektedir. Bu dönemde çocuk ben merkezci olduğu için her şeyin onun olmasını ister, dunyanin kendisi etrafında döndüğünü algılamaktadir. Bu dönemin özelliklerini bilip ona göre davranmak çocuğun öfkesini kontrolünü sağlamasını kolaylaştırır.Cocuk istediği olmadığı zaman ilk göstereceği davranış öfke ve kızgınlık olacaktır.Eğer bu durumda sizde ofkelenirseniz çocuk bu kez bağırmaya başlayacaktır. Çocuğunuzun arzu ettiği durumun gerceklesmedigi zaman ofkelendigini gozlemlediginizde siz sakin bir tavır sergilemelisiniz. Bu durumda çocuk aslında bu durumun ofkelenecek bir durum olmadığını algilayacaktir. Bir sure sonra da cocuk sakinlesecek ve sizden bit mesaj bekleyacektir. Siz de o zaman çocuğunuza o olayın neden gerçekleşmesini istemediğinizi anlatıniz.

Çocuk kızgın olduğu zaman sizin sakin bir tavır sergilemeniz oldukça önemlidir. Çocuğun inat döneminde olduğunu unutmamalisiniz. Bir diğer husus ise çocuğunuz ile sürekli iletişim halinde olmanızdir. Eger cocugunuzla her daim irtibat halinde olursanız onunla iletisiminiz kopmayacak ve daha güçlü hale gelecektir, böylece birbirinizi daha iyi anlayacaksınız. Örneğin alışveriş merkezine gitmeden once yapmasindan hoslanmadiginiz durumları çocuğunuza anlatın.Çocuk neyi yapıp neyi yapmaması gerektigini kavramis olsun. Buna rağmen bir oyuncak mağazasına girdiğinde alması gerektiğinden fazlasını istiyorsa ve sizde buna olumlu yanıt vermiyorsaniz cocuk kızgın olacaktır belkide kendini yerlere atacaktir. Iste tam burada ofke nöbeti geçirdiğini unutmayın ve o esnada çocuğun ağlamasına izin vermeli ve sakinlesmesini bekleyiniz. Çocuk sakinlesince o ağlarken sizin üzüldügünüzü, onunla oyuncak mağazasında aglamamasi gerektiği konusunda anlaştığınızı (mağazaya gelmeden önce bu konu hakkında muhakkak konuşmalısiniz) hatırlatmalısınız. En önemlisi de çocuğunuzun öfkeli ve sinirli olmasını istemiyorsanız ev ortamında da sakin olunmalı, ona sevgi dolu bir ortam sunulmalıdır.

ÇocuklardaCom

Çocuklarda Ödül ve Ceza

Yorum bırak

Çocuk eğitiminde ödül ve ceza önemli bir yer almaktadır. Eğitimde ödül ve ceza yöntemini benimsemek günümüzde ” tatlı-sert ” bir kişiliğe sahip dediğimiz kişiler gibi olmak benzetmesi yapılabilir. Çocuklar yeni doğduklarında henüz yoğrulmamış birer hamura benzerler. Onları şekillendirmek biz ebeveynlere ya da bakımıyla ilgilenen kişilerin elindedir. Eğer doğru yöntemleri benimseyip uygularsak çocuğumuzu yetiştirmek hiçte zor olmayacaktır.

Çocuk eğitiminde sadece ödül yöntemini veya sadece ceza yöntemini benimsemek bir hata olur. Çocuğumuza öncelikle “evet- hayır ” gibi net kelimelerle ne istediğimizi doğru bir şekilde ifade etmeliyiz. Talep ettiği bir olaya evet dediğimizde onaylandığını bilmeli, aksi durum meydana geldiğinde yani onun yapmasını istemediğimiz bir durum gerçekleştiğinde ise hayır dediğinde kendisinin kesinlikle onaylamadığını nilmeli. Yani çocuğunuza karşı davranışlarınız net ve kesin olmalı. Ayrıca çocuğunuza vereceğiniz ödül ve cezalardada bunları ona neden uygun gördüğünüzü bilmeli. Bir gün ödülle taçlandırdığınız duruma diğer gün ceza vermemelisiniz.

Ödülleriniz paha biçilemeyecek cinste büyük ödüller olmamalı. Örneğin tuvalet eğitimi verirken çocuğunuza tuvalet ihtiyacını istediğiniz gibi karşıladığında onu alkışlamak ya da bakkaldan ona küçük bir çikolata alnak gibi. Çocuğunuza vereceğiniz cezalarda kedinlikle çocuğunuza çok ağır gelecek ve onda ağır pdikolojik travmalar bırakacak gibi olmamalı. Örneğin pazara gittiğinizde çocuğunuza ağlayarak istediğini aldırmanın ne kadar yanlış olduğunu anlatıp bir daha yaparsa bir gün boyunca oyuncaklarıyla oynamasına izin vermeyeceğinizi veya çok sevdiği bir arkadaşıyla oyun oynamadına müsade etmeyeceğinizi söyleyebilirsiniz. Yani ceza bir önemli husus onu sevdiği ve istediği bir şeyden mahrum etmektir. Tabi ki bu cezaların hepsi süreli olmalıdır ve sürenin ne zaman dolacağını çocuğunuzun bilmesi gerekir.

Çocuğunuzun neden ödül aldığı ve neden ceza aldığını bilmeside bir diğer önemli husustur. Çocuk eğitimizde önemli noktalar vardır ve onlara her zaman dikkat edilmesi gerekir.

 

ÇocuklardaCom

Çocuklarda Dil ve Konuşma Eğitimi

Yorum bırak

Dil, çocukluktan itibaren insan kendisi ifade etme aracıdır. Bebeklik döneminde ağlayarak kendini anlatmaya çabalayan insanoğlu süreç içerisinde kendini ifadenin çeşitli yollarını bulur. Bu dönemlerden ilki agulama dönemidir ki bu dönem bebeklik dönemi denilen, insan hayatının ilk bir kaç ayını kapsar. Bu dönemde bebek ekseriyette ünlü sesleri çıkarır ( bu sesler ı,i,a,e gibi seslerdir ) Daha sonra çağıldama dönemidir.

Dil ve Konuşma Eğitimi

Dil ve Konuşma Eğitimi

Bu döneminde ilk üç, dört ayı kapsadığı söylenegelir ve bebek bu dönemde ” me me me, de de de ” gibi sesler çıkarır. Daha sonrasında gerçek konuşma evresi denen döneme gelinir ki bu evrenin ilk aşamasına tek telimelik konuşma dönemi diye adlandırılır. Bu dönem on ik ve on sekizinci ayları kapsar ve bu dönemde çocuk tek kelime ile derdini anlatmaya çalışır. “mama” diyerek hem susadığını, hem acıktığını, hemde masa üzerindeki elmayı almak istediğini anlatabilir.

Sonrasındaki dönem ise telegrafik konuşma denilen ve iki kelimelik cümleler kurmaya başladığı dönemdir. Bu evre yirmi dört aydan otuz altıncı aya kadar geçen süreyi kapsar ve bu dönemde ” anne geldi, baba gitti” gibi net anlaşılan cümleler kurar.  Otuz altı ay ve üstü geçen süreye ise gramer kurallarına uygun konuşma dönemi denir ve bu dönemde çocuk artık  ” anne sever” yerine ” anne seviyor ” gibi cümle yapısına uygun şekilde kelimeleri birleştirir.

Çocuk dört, beş yaşına geldiğinde artık kelime haznesi neredeyse bine ulaşmştır ve önceki dönemlere göre daha karmaşık cümleler kurabilir. Çocukluk döneminde altı yaşına geldiğinde ise artık ” yemeğimi yedim, dişim fırçaladım. ” gibi önce-sonra ilişkisi bile kurabilir. Kelime haznesi iki bin civarıdır. Unutulmamalıdır ki çocuk gelişiminde bireysel farklılıklar vardır. Her çocuk bahsedilen dil gelişim evrelerini söylenegelen dönemde geçmeyebilir. Bunlar çevresel ve genetik faktörlerdende kaynaklı olabilir. Bu hususlarda gözardı edilmemelidir.

 

ÇocuklardaCom

Çocuklarda Diş

Yorum bırak

Bebeğinizin 6. 7. aylarında ilk dişi belirmeye başlar. Ama bu demek değil ki her bebekte durum aynı olacaktır. Bazen 4. ayda bazende 11. ayda ilk dişin çıkma vakaları görülmüştür. Tabii ki halk arasında bilinen bebekte ne kadar erken diş çıkarsa o kadar güçsüz olur söylemi de doğru bir inanıştır.

Diş çıkarma zamanı birazda ırsi bir durumdur. Yani eşlerin bebekliklerine bakıldığında aynı zaman aralıkları genellikle çocuğa  da yansır. İlk belirtiler bazen bir kaç evvelinden kendini göstermeye başlar. Diş çıkacak bölgede kaşıntı ve bebekte huzursuzluk zamansız sızlanma ve ağlama şeklinde kendini gösterebilir. Bu huzursuzluk hallerinde genellikle doktorlar jel tavsiyesinde bulunurlar. Bu geçici ve kısa süreli bir çözüm olsada, bebeğin aşırı huzursuzluk hallerinde kurtarıcı olabilmektedir. Çocuğunuza bu dönemde daha fazla ilgi göstermeli ve onun yanında olduğunuzu hissettirmelisiniz. Bebeğin en çok ihtiyaç duyduğu şey anne baba ilgisi ve şevkatidir. Özellikle onun uykusuz gecelerinde sizde stress katsayınızı yükseltmeden bu zor dönemleri onunla birlikte aşmaya özen göstermelisiniz.

Unutmayın o önce Allah’a sonra size emanettir. Uykusuzluk onun kadar sizin içinde zor bir dönemeç olsada ilerideki güzel günlerinizin habercisi olduğunu çocuk yetiştimenin zorlukları kadar çok çok güzel yanlarının da olduğunu unutmamalı ve onun için yaptığınız her şeyde bunu aklınızdan çıkarmamalısınız. Ona ne gereğinden fazla ilgi nede ihtiyacından az ilgi göstermelisiniz. Bu oranı en başlarda iyi oturtursanız hayatının her döneminde ne kadar haklı olduğunuzu ve doğru adımlar attığınızı göreceksiniz.

Çocuklarda Yüksek Ateş

Yorum bırak

Çocuklarda görülen ateş genellikle enfeksiyonla neticesinde olur. çocuklar yetişkinlere göre daha savunmasız olduklarından dışarıdan gelen tehlikelere karşı savunma mekanizmaları da daha zayıftır.

Bu enfeksiyonlar solunum yolu ve bakteriyel enfeksiyonlar yoluyla ateş yükselmesine sebebiyet verebilir. nebati ki sırf bunlar değil ev ortamında tanı konulması imkansız daha önemli sebeplerden dolayı da çocuğun ateşi çıkması muhtemeldir. Ateş tıpkı sürede bedenin uyarı mekanizması olduğundan vücutta bir şeylerin aksi gittiğini anlamamıza yardımcı olan bir göstergedir. yavrunuzun hareketlerinde normale oranla azalma hisseden her anne baba önce elle bir kontrol yapar. çocuğun ateşinin normal bulunmadığı anlaşıldığında ilk şekilde bir termometre sayesinde ateş ölçülür.

Çocuklarda Yüksek Ateş

Çocuklarda Yüksek Ateş

çocuğun ateşi 37.4 -37.9 aralığında ölçüldü ise bu normal olmayan zayıf ateş belirtisidir. Doktorunuzun bu tip durumlarda size önerdiği ateş düşürücü ilacı bu durumda uygulayabilirsiniz. Yinede bu seviyelerde bir ateş dahi olsa çocuğunuzda genel olarak bir halsizlik ve dikkat çekici bir ten anormalliği hissederseniz doktorunuza daima başvurmanızda yarar olacaktır. Onun haricinde 38 ve üzeri ateşlerde mutlaka hekim yardımı alınmalıdır. özellikle doktor tavsiyesi olmaksızın antibiyotik kullanmamaya özen gösterin. Belkide çocuğunuzun durumu antibiyotik ilaç kullanmayı gerektirecek seviyelerde olmayabilir. lüzumsuz antibiyotik kullanımı çocuğun ilerleyen yaşlarında onun daha savunmasız bir yapıya sahip olmasına ve çok sık hastalanmasına sebep olabilir.

Kaynak:ÇocuklardaCom